O daima keyifle içtiğiniz kahve ve çay, fincanınıza konuk olmadan önce; uzun ve büyüleyici bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk boyunca kahve çekirdekleri Ekvator yakınında, çay yaprakları ise Asya'nın dağlık bölgesinde büyüyüp gelişir. Uzun süreçlerin sonunda en güzel aromalarına kavuşan kahve ve çay, yaşama sevinci veren mükemmel içeceklere dönüşürler.
Kahvenin yolculuğu
Kökeni
Kahvenin nereden geldiği tam olarak bilinmemektedir. Ancak pek çok efsane, kahvenin Arap göçebeler tarafından keşfedildiğinden bahseder. Göçebeler bir gün kırlarda otlayan keçilerinin ismini bilmedikleri bir çalılığın küçük kırmızı meyvelerini yediklerini fark ederler. Daha sonra yaktıkları kamp ateşinde bu hayvanları pişirirlerken, kahvenin kokusunu alırlar. Bu dayanılmaz güzellikteki koku, onları çalılıktaki küçük kırmızı meyveleri tatmaya yöneltir. Ezdikten sonra kaptaki suda karıştırıp içtikleri kahvenin keyifli dünyasına böylece ortak olurlar.
Bugün kahve, Ekvator çevresindeki tropikal iklim kuşağında yaklaşık 60 ülkede yetişiyor. En bilinen türleri Coffea Arabica ile daha sert ancak daha az asitli Coffea Robusta'dır.
Kavrulması
Kahveyi kahve yapan kavrulmasıdır. Kavrulma sürecinde asitler aromaya dönüşür, kahvenin o enfes kokusu ortaya çıkar. Süre uzadıkça, kahve çekirdeğinin içerdiği asit oranı düşmeye başlar. Koyu kıvamda kavrulmuş kahvelerin mideyi rahatsız etmemesi bundan kaynaklanır. Kahvenin lezzetini ve aromasını belirleyen, kavrulma işlemidir. Günümüzde neredeyse tüm işletmelerde aynı prensip uygulanmaktadır. Buna göre kahve çekirdekleri ısınmış havada hareket ettirilir. Böylece düzenli bir kavrulma işlemi gerçekleştirilerek; kavrulmanın derecesi kolayca ayarlanabilir. İstenilen kavrulma düzeyine ulaştığınızda çekirdekler hızla soğutulur. Bu işlem için genelde soğuk su ve hava kullanılır. Buna rağmen iç tarafların soğuması daha fazla zaman aldığından çekirdeğin içi her zaman daha koyu kavrulur. Soğutmadan sonra kahve çekirdeği içerisinde karbondioksit oluşmaya başlar ve oksijen çıkar. Kahve çekirdeğinin çekilmiş kahveye oranla daha uzun süre saklanabilmesinin nedeni budur.
Kahvenin yapılışı
İşte kahvenizi daha güzel yapmanın yolu!
Pişmiş kahve:
Daima temiz malzeme ve iyi kalitede su kullanın. Aromalı ve aromasız kahveler için farklı kaplardan yararlanın. Kullanılacak kahvenin miktarı, istenen sertlik derecesine, kavrulma ve çekilme düzeylerine bağlıdır. Hazır kahveyi her zaman karıştırmanız gerektiğini unutmayın. Pişirme işlemini asla yarıda kesmeyin. Hazır kahvenin saklama süresi en fazla 30 dakikadır.
Presso Kahve Yapıcısı ile kahve hazırlanışı:
Tercihen kalın çekilmiş kahveyi kabin tabanında ölçün. Normalden biraz daha fazla kahve kullanın. Kahvenin üstüne sıcak suyu döküp karıştırın. Kapağı kabın üzerine geçirin ve pistonun yukarı pozisyonda olmasına dikkat edin. 2-3 dakika sonra pistonu yavaşça aşağıya bastırın. Servis edin.
Evde Espresso (elektrikli makine ile):
7 gr. (eğer çift fincanlık ise 14 gr.) ya da bir kahve ölçeği çekilmiş espressoyu filtrenin içine dökün. Kahveyi güzelce yayın. Filtreyi yerleştirin ve suyu filtreden akıtın. Bir fincan için 4 cl., iki fincan içinse 8 cl. sudan fazla kullanmayın.
Kahveyi yaptıktan sonra filtre kabını çıkarın ve içindekini boşaltın. Bikarbonatlı soda ile yıkayın. Filtre bölümünün dışını silip kurulayın. Gerekiyorsa filtreyi tüm parçaları ile birlikte bikarbonatlı sodayla yıkayın.